(For selected articles translated in English language, click here)


"Yugoslavya yazıları" nedir? Buraya tıklayınız.



25 Aralık 2015 Cuma

Bosna-Hersek'te İsyan-III: İsyan Neden Patlak Verdi

(Yazının orijinali 24 Şubat 2014 tarihinde yayınlanmıştır)

Bosna’daki siyasî sisteme ve iktisadî koşullara karşı duyulan hoşnutsuzluk yeni değil. İşlemeyen bir siyasî sisteme, gün geçtikçe zorlaşan yaşam koşullarına, özelleştirilen, yabancı şirketlere peşkeş çekilen işletmelerde işsiz kalan, yüksek işsizlik oranları yüzünden çok düşük maaşlarla çalışmak zorunda kalan birçok Bosnalı uzun bir süredir içinde bulundukları durumu protesto ediyorlardı.

Fakat, sesleri duyulmuyordu.

Bosna medyası Türkiye’dekinden farklı değil. Adeta bir tekel durumunda olan Bosna medyasını birkaç kişi kontrol ediyor ve bu kişilerin işçilerin veya işsizlerin tarafında yer almadığı aşikâr.
Belki Türkiyeli birçok solcunun çok sevdiği bir kavram, fakat kulaklara çok şirin gelen“özyönetim” uygulaması Yugoslav işçi sınıfının “sınıf bilincinden” uzak tutan, hatta sınıf bilincini aşındıran en önemli nedendir. Dolayısıyla farklı işletmelerde, farklı kent ve kasabalarda direnen işçilerin mücadeleleri hiçbir zaman ülke genelinde yansımasını bulamadı. Sendikalar ise bildiğimiz tanımıyla “sarı sendika” niteliğinde ve işçiler bile artık sendikalardan medet ummuyorlar.

Siyasetçilerin işçi direnişlerine karşı en büyük silahı ise “milliyetçi söylem”. Bosna’daki siyasetçilerin grevlere bakış açısı çok açıktır: Sırp bölgesinde grev oldu mu, grev “İslamcı Boşnakların ekmeğine yağ sürer”, Boşnak bir kantonda grev olduğu zaman ise tabii ki grevden en çok fayda sağlayan Çetnikler’dir.

Ama sabrın da bir sonu var ve 7 Şubat sabır taşı çatladığı andır.

Peki, ne oldu da sabır taşı çatlayıverdi? Neden bugün?

Bosna’daki 7 Şubat eylemlerini değerlendirirken, son bir senelik sürece göz atmamız gerekiyor. Öncelikle birikmiş bir öfkeden bahsetmemiz gerekiyor. 20 senelik bir öfke. İki gündür bu sayfalarda bahsi geçen siyasî sistem ve iktisadî koşullara karşı bir öfke… Son iki yıldır ise siyasî sistem iyice tıkanmış vaziyette. O bununla koalisyon yapıyor, sonra bu partiyi dışlıyorlar, şu parti koalisyondan ayrılıyor, diğerinin liderlerinden biri gidip yeni parti kuruyor… Parti isimlerine değinmeye gerek yok, çünkü yok aslında birbirlerinden farkları. Fakat asıl olan devletin iyice zayıflamış olması ve hükümetteki kokuşmuşluğu, yolsuzlukları örtbas etmeyi de imkânsız kılıyor. Koku daha da kesif bir şekilde duyuluyor.

Birikmiş bir öfke ve siyasi tıkanmışlığa ek olarak,  isyanın başlamasını, daha doğrusu isyan fikrinin oluşmasını ve olgunlaşmasını sağlayan iki farklı olaydan bahsetmek gerekiyor. Birincisi JMBG eylemleri. JMBG, Jedinstveni Matiçni Broj Gradjana’nın kısaltılmışı. Bizdeki “vatandaşlık numarası”na tekabül ediyor ve geçtiğimiz ilkbahar aylarında devlet daireleri JMBG numarası veremeyecek kadar tıkanmış durumdaydı. JMBG numarası alamayan yeni doğan bebekler başta sağlık sigortası olmak üzere birçok sorunla karşı karşıya kalıyorlar. Henüz üç aylık olan Berina Hamidoviç’in JMBG numarası olmadığı için yurtdışında tedavi görememesi ve hayatını kaybetmesi aileleri sokağa döktü ve yaklaşık üç hafta boyunca parlamento önünde gösteriler düzenlendi. JMBG numaraları yeniden verilmeye başlanana kadar devam etti. Savaştan bu yana insanların hükümet karşıtı bir gösteriye bu kadar kitlesel bir biçimde katıldıkları ilk gösteriydi.

İkinci etkili olay ise Türkiye’deki Haziran İsyanı’ydı. Her ne kadar Bosna medyası gerçeklerin üstünü örtmeye çalıştıysa da ve Bosna halkının önemli bir kısmı RTE’ye sempati beslese de, süreç içinde birçok genç sosyal medyadan olayları daha yakından takip etti. Hatta turizm sezonu olmasından dolayı birçok Bosnalı eylem sürecinde Türkiye’de olup bitenleri bizzat kendileri görebilme şansına sahip oldu. Türkiye’deki Haziran İsyanı’nın Bosna’daki eylemliliklerinde az da olsa etkili olduğunu belirtmek yanlış olmaz.

Kıvılcım ise Tuzla’da patladı. Tuzla Bosna-Hersek’in en önemli sanayi kentlerindendir. Tuzla’nın tarihi “kızıl”dır. İşçi direnişlerine sahne olmuştur. Tito öncesi dönemde bile komünistlerin güçlü olduğu bir yerdir. Tuzla’nın futbol takımı Sloboda Tuzla (Özgür Tuzla) 1919 yılında komünistler tarafından kurulmuştur. Tuzla’da dört ayrı fabrikada özelleştirmeler sonucu sadece işlerini değil, sosyal haklarını da kaybeden işçiler yedi aydır her Çarşamba eylem yapıyorlardı, ama duyan kim? Önemseyen kim? En sonunda kanton başbakanıyla görüşmeye karar verdiler ama talepleri yanıt bulmadı. 5 Şubat Çarşamba kentteki diğer vatandaşların da desteğiyle büyük bir gösteri düzenlediler. Polis şiddet kullandı. 7 Şubat günü ise sadece Tuzla değil, bütün Bosna-Hersek ayaktaydı.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder